…bağlılığı artıran global ortağınız
  Yazdır  

İlgi Çekici Fikirler Bülteni • İlkbahar 2010 • Cilt 7 Sayı 3 Ayın Konusu: Süreç Geliştirme

Process Improvement
 
Geçen bir buçuk sene içerisinde, küresel ekonomimizde birçok şey değişti. Bu değişimler tüm dünyada iş gücünü dramatik bir şekilde etkiledi. Kendi işinizin bugün, aylarca öncesine kıyasla ne kadar farklı olduğunu bir düşünün. Bu değişimler; ilave görevler üstleniyor olmanız kadar küçük olabileceği gibi, tam bir kariyer değişikliği gerçekleştirmek kadar dramatik boyutlarda olabilirler. Bu değişimler ne olursa olsun, sizden her zaman işyerinizde iyi bir performans göstermeniz beklenecektir. Eğer bir yöneticiyseniz, sizden değişimi büyük adımlar atarak aşmanız ve bu tavrı çalışanlarınıza da aktarmanız beklenecektir. Eğer bir çalışansanız, sizden değişimi kabullenmeniz ve verimliliğinizi sürdürmeniz beklenecektir. İlgi Çekici Fikirler Bülteninin bu sayısı, özellikle işyerinde değişim konusunu ele almaktadır. 
line
 

Değişime Ayak Uydurmak

Kariyerimiz boyunca, görev ve sorumluluklarımız değişir. Ekiplere liderlik etmek, toplantılara liderlik etmek, vizyon ve misyonumuzu aktarmak gibi konuların tümü, kariyerimizde ilerledikçe karşılaştığımız zorlu görevlerdir. Bu sürekli değişen kariyer ortamında değişimlere tümüyle adapte olma yeteneğimiz, uzun vadeli ve istikrarlı bir başarı sağlamak konusunda diğer bütün yeteneklerimizden daha önemli olabilir.

 

Beklentilerinizi belirleyin. Belki de her şeye rağmen o beklediğiniz terfi bu yıl gerçekleşmeyecek. Belki de aynı kişiye bağlı çalışıyor ya da aynı sorumlulukları yürütüyor olmayacaksınız. Beklentilerinizi mümkünse onları düşürmeden yeniden belirleyin. Kontrolünüz altında olan hedeflere odaklanın.

İlişkiler kurun ve iletişim ağları oluşturun. Bu, değişime ayak uydurmak için harika ve ileriye yönelik çok faydalı bir stratejidir. Farz edin ki değişim gerçekleşmek üzere. O değişim size de dokunursa, kimi tanıyor olmak ya da kimi daha yakından tanımak isterdiniz? İşte o ilişkileri şimdiden inşa etmeye başlayın ve size destek olup, sizi cesaretlendirecek daha geniş bir iletişim ağı kurun.

Sabredin. Değişim söz konusu olduğunda, genellikle hemen bu değişimin üstesinden gelmek ve mümkün olabildiğince çabuk yolumuza devam etmek isteriz. Oysa işyerindeki değişim döngüsü genellikle bizim umduğumuzdan daha uzun sürer. Değişimin iyi bir şekilde aktarılması ve entegre edilmesi gerekir. Ayrıca etkilenen tüm organizasyonel fonksiyonların adaptasyon ve uyumu için gereken zaman ayrılmalıdır. Bireylerin de değişen işlerine ve iş ortamlarına alışabilmeleri için zamana ihtiyaçları vardır.

Maceracı olun. Değişimi zorlu bir görev, bir meydan okumaymışcasına üstlenin. Kendinizi planlamanın ve hazırlıkların içine atın. Diğer kişileri sürecin içine katın, değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek yeni kariyer ufuklarını çizin. Cesur tarafınızdan faydalanın.

Memnuniyetsizliğinizi yapıcı bir şekilde dile getirin. Mevcut duruma sarılmak yerine, kendinize sorun: daha iyi olma yönünde nasıl değişebilirim? Kurum daha iyi olma yönünde nasıl değişebilir?" Değişim için sarf edilen çabaları önemsemeyerek, yıkıcı bir biçimde memnuniyetsizliğinizi dile getirmek yerine, değişimin entegre edilmesi ve değişim sürecinin daha iyi işleyebilmesi için yapılabilecekleri düşünün.

Her gün yeni bir şey deneyin. Bir kez konfor alanımızdan dışarı doğru itildiğimizde, hemen yeni bir tane yaratmaya çalışma eğilimimiz vardır. Sadece yenilerini inşa etmek içinse, eski duvarları yıkmanın ne anlamı var? Her gün değişime ayak uydurmak için en azından bir yeni yol deneyeceğinize dair kendinize meydan okuyun. Bunu olumlu ve verimli bir çaba haline getirin.

Bilgi edinmek için sorun. Kurumunuzdaki diğer kişilerin, değişime nasıl daha iyi uyum sağlayabileceğinize dair görüşleri olabilir. Değişime adapte oluşunuzla ilgili geri bildirim, fikir ve tavsiyeler almak için çevrenizdekilere danışın. Değişim dönemleri, köprüler kurmak için doğru zamanlardır, duvarlar inşa etmek için değil. Bu zamanlar, savunmaya geçme değil, fikir almaya açık olma zamanlarıdır.

line
 

Değişimi Benimsemeye Dair Zorluklar

Ne zaman bir kurumda önemli bir değişim olsa, çeşitli zorluklar ortaya çıkar. Bu zorlukların bazıları kişisel, bazıları çalışma gruplarını ilgilendiren, bazıları da kurum genelinde etkili olan zorluklardır. Kurumdaki değişime başarılı bir şekilde dahil olabilmemiz ve bu değişimi benimseyebilmemiz için bu zorlukların farkında olmamız, onlarla profesyonelce ve kendimizden emin bir şekilde başa çıkmaya hazır olmamız gerekir.

Değişim genellikle en azından bir miktar direnç yaratır. Bireyler genellikle değişen iş ortamları sebebiyle sahip oldukları güçlerini, bağımsızlıklarını veya kaynaklarını kaybettikleri hissine kapılırlar. Bunun bir sonucu olarak bireyler değişim öncesi mevcut duruma sıkı sıkıya sarılırlar. Takım üyeleri olarak değişime dahil olma ve değişimi benimseme sürecinde bize düşen görev, kendimizi değişime olumlu yönde zorlamak ve diğer kişileri de değişime karşı gösterdikleri direnci azaltmaya ikna ederek, değişimin olumlu sonuçlarına odaklanmalarını sağlamaktır.

Değişimin benimsenmesine dair en büyük zorluklardan biri, insanların değişimi ciddiye almalarını sağlamaktır. Değişim zamanlarında, bireyler genellikle "bekleyelim görelim" tavrını alırlar. Bu ne değişimi sahiplenmek, ne de ona direnç göstermektir. Karşımıza çıkan zorluk, değişimi sahiplenme konusunda kendimizi ve diğer kişileri değişimi sahiplenmek, desteklemek hatta değişimin şampiyonları olmak yönünde telkin etmektir.

Değişim genelde endişe yaratır. Bireyler ancak endişenin en düşük düzeyde olduğu zamanlarda değişimi sahiplenirler ve ancak o zaman ekipler de fonksiyonlarını yerine getirmede daha başarılı olurlar. Endişeyi en düşük düzeye indirmeye çalışırken karşımıza çıkan zorluklar; değişim için gereken planı anlamak; bu plana bağlı kalma düzeyimizi ifade etmek, bu plan ve bizim bu plan içindeki görevimizin değişim süresince gelişerek değişime uğrayabileceğinin bilincinde olmaktır.

Organizasyonel değişimler kurum içinde kırılmalar yaratabilir. Değişim esnasında kurumlar; departmanlar, fonksiyonlar ve ekipler arasında genellikle "silo etkisi" diye tabir edilen bir durum yaşarlar. Bu durum gruplar, sorumlulukları kendileriyle çakışan ekiplerden veya departmanlardan bağımsız hareket etmeye başladıkları zaman oluşur. Böyle durumlarda, iş birliği ve iletişim en düşük seviyededir. Organizasyonel değişime dahil olan kişiler olarak bizler, bu duvarları yıkmanın ve organizasyonel fonksiyonlar arası iş birliği köprülerini inşa etmenin zorluklarıyla karşı karşıya kalırız.

İş ortamı değişirken, genellikle önceliklerin neler olduğu konusunda kafalar karışır. Örneğin, yeni bir yöneticimiz olacaksa, bu yöneticiye göre en önemli öncelik ne olacaktır? Değişimden başarılı şekilde çıkmak üzereysek, şimdi ilk olarak neye odaklanmalıyız? Bu zorluk, dikkatli ve kusursuz bir planlama sayesinde aşılır.

line
 

Yetki Sahibi Olmadan Değişime Liderlik Etmek

Değişim zamanlarında, bazen fazla ilerisini düşünürüz. Halbuki, "ya öyle olursa, ya şöyle olursa" düşüncelerine kapılırsak, bugün yapmamız gerekenleri unuturuz. Bu sebeple, değişimin gerektirdiklerini günlük olarak gerçekleştirin. Böylece süreç sizin için daha az yorucu olacaktır.

Bir "en kötü durum senaryosu" yaratın. En kötü senaryo ile karşı karşıya gelene kadar, değişimle gerçekten yüz yüze gelmemişiz demektir. Her zaman kendinize şu soruyu sorun; Bu değişimin bir sonucu olarak benim başıma gelebilecek en kötü şey ne olabilir? Bu değişimin sizi kapasitenizin üzerinde performans göstermeye itebileceğini, yöneticilerle ve takım üyeleriyle aranızda olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ve enerjinizle birlikte verimliliğinizi nasıl tüketebileceğini düşünün.

Bu en kötü senaryoyu kabullenmeye hazırlanın. Kabullenmeye hazırlık aşaması, kendi kendimize: "öyle olursa da varsın olsun, ne yapalım" diyeceğimiz durumlardan değildir. Bu aşama, en kötü senaryo için kusursuz bir planlama yapmak demektir. Bahsettiğimiz planlama, acil durumlara cevap verenlerin yaptıkları türden bir planlamadır. Belki onların yaptığı hazırlık düzeyini gerektiren derecede bir felaket olmayacaktır ama olursa da bununla başa çıkmaya hazırdırlar.

En kötü durum senaryosunun oluşmaması için durumu iyileştirmeye yönelik bir planlama yapın. Bu aşamada, enerji ve kaynaklarımızı bu çalışma için kullanmaya istekli olmalıyız. En kötü sonucun oluşmaması için mümkün olan her yolu düşünün. Planlama sürecinde, iletişime, ekibin çalışmalarını sıraya sokmaya ve gerektiğince erken müdahale etmeye önem gösterin.

Kendinizi meşgul edin. Bazen değişimin üzerimizde, düzenimizi ve motivasyonumuzu bozarak bizi yavaşlatma gibi bir etkisi olur. İşte kariyerlerimizin böyle anlarında enerjimizi mümkün olan en yüksek seviyede toplayıp işimizle meşgul olmalıyız. Bu meşguliyet bizi kaygılarımız üzerinde düşünmekten alıkoymakla kalmayacak ayrıca böyle kritik bir zamanda kurumdaki imajımızı da geliştirecektir.

Kaçınılmaz olanla iş birliği yapın. Değişimi görmezden gelemeyiz ve onu geri çeviremeyiz. Değişim, kariyerimizde yaptığımız diğer her şeyin bir parçasıdır. Bunu kendimize hatırlattığımızda, kaçınılmaz olan değişimle kavga etmek için zamanımızı ve enerjimizi harcamayız.

Yapabildiğinizin en iyisini yapın. İşteki profesyonelliğin en temel kuralı her zaman her şartta yapabildiğimizin en iyisini yapmaktır. Bu bizi içten içe motive eder ve çabalarımızı karşı karşıya kaldığımız değişimlerin üstesinden gelmeye yönlendirir. Gerçekleşen değişim kariyerlerimizi nasıl etkilerse etkilesin, kendimize ve diğer herkese, bu süreçte elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı söyleyebilmemiz gerekir.

İşinize coşku katın. İşimize daha fazla coşku katmak için neler yapabiliriz? Nasıl motive olursunuz? İşinize, verebileceğiniz en yüksek enerjiyi verdiğinizden emin olmak için ne yapabilirsiniz? Değişim zamanlarında toplayabildiğimiz kadar çok coşku toplamaya ihtiyacımız olur. Coşkulu olduğumuzda, daha çok işi daha iyi bir şekilde, daha az zamanda ve daha az çabayla yaparız. İşimizden daha çok zevk alır, başarılı olduğumuz hissini duyar ve daha fazla tatmin oluruz.

 
 
 

Geri

 
 


Bizi takip edin:

 
Cemil Topuzlu Cad. Hacı Mehmet Efendi Sok. Tibaş Dalyan Konutları C Blok No: 24/6
Pk: 34726  Fenerbahçe-Kadıköy / İSTANBUL
Tel: +90 216 504 47 36 ve Tel: +90 216 504 48 02

 

© 2017 Dale Carnegie & Associates, Inc.. Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitesi tasarımı ve geliştirme: Americaneagle.com